İçeriğe geç

Karabuğday ve karakılçık aynı şey midir ?

Kayseri’de Bir Sabah: İçimde Biriken Soruların Başlangıcı

Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Karabaş otu çayı sinüzite iyi gelir mi ?

Sabahın erken saatleri… Kayseri’de hava o bildik keskinliğini henüz kaybetmemişti. Pencerenin kenarından içeri süzülen ışık, odamın duvarlarına solgun bir sarı bırakıyordu. Günlük defterimi açtım ama yazacak bir şey bulamıyordum. İçimde garip bir huzursuzluk vardı; ne tam olarak mutsuzdum ne de gerçekten mutluydum. Sanki bir şey eksikti ama adını koyamıyordum.

O gün markete gitmem gerekiyordu. Annem sabah çıkarken “ekmeklik bir şeyler al, değişiklik olsun” demişti. Ben de düşünmeden çıktım. Ama işte bazen en sıradan işler bile insanın içinde büyük bir hikâyeyi başlatıyor.

Marketin kapısından içeri girerken burnuma karışık tahıl kokuları doldu. Rafların arasında gezinirken iki farklı paket gözüme çarptı. Biri “karabuğday”, diğeri “karakılçık buğdayı” yazıyordu. Bir an durdum. İkisi de buğday gibi duruyordu ama isimleri sanki iki farklı dünyaya aitti.

O anda aklımdan geçen ilk şey şuydu: Karabuğday ve karakılçık aynı şey midir?

Cevabı bilmiyordum. Ama bilmediğim şeyler her zaman içimde bir merak değil, biraz da eksiklik hissi yaratıyordu.

Rafların Arasında Kaybolan Düşünceler

Bugün “Karabuğday ve karakılçık aynı şey midir” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz.

Elime iki paketi de aldım. Birini sağ elimde, diğerini sol elimde tartar gibi yapıyordum. Sanki sadece bir gıda değil, iki farklı hayat seçeneği tutuyormuşum gibi hissettim.

Yanımda yaşlı bir kadın durdu. Bana bakıp gülümsedi.

“İlk kez mi görüyorsun evladım?” dedi.

Başımı salladım. “Evet… Hangisi daha iyi bilmiyorum.”

Kadın hafifçe güldü. “Biri karabuğday, diğeri karakılçık. İkisi aynı değil ama ikisi de eski tohumlar.”

O an içimde küçük bir şey kırıldı. Aynı sandığım şeylerin aslında farklı olması garip bir şekilde beni duygulandırdı. Sanki hayatımda da böyle yanılgılar vardı.

Kadın devam etti ama ben tam dinleyemedim. İçimde başka bir ses yükseliyordu. “Sen de çoğu şeyi aynı sanıyorsun” diyordu.

O gün marketten çıktığımda elimde sadece ekmek malzemeleri değil, kafamda büyüyen bir soru da vardı.

Karakılçıkla Tanışmak: Geçmişin Tadı

Eve döndüğümde annem mutfakta hamur yoğuruyordu. Ona markette gördüklerimi anlattım.

“Karabuğday ve karakılçık aynı şey midir?” diye tekrar sordum.

Annem ellerini silip bana baktı. “Değil,” dedi. “Karakılçık eski Anadolu buğdayıdır. Bizim dedelerimizin yediği ekmek onunla yapılırdı.”

Bu cümle içimde tuhaf bir boşluk oluşturdu. Dedelerimizin yediği ekmek… Ben o ekmeği hiç tatmamıştım. Sanki geçmişle aramda ince ama kırılmaz bir cam vardı.

Annem anlatmaya devam etti ama ben gözümün önünde başka bir sahne kurmuştum. Eski bir köy evi, taş fırın, duman kokusu ve çocuk sesleri… Hepsi hayal ürünüydü ama içimde gerçek gibi hissediliyordu.

O an fark ettim ki ben sadece iki tahılı değil, iki zamanı da karşılaştırıyordum.

Karabuğday: Modern Dünyanın Sessiz Yabancısı

Ertesi gün kahvaltıda karabuğdayı denedim. Tencerenin içindeki taneler sade görünüyordu. Ne eski bir hikâye anlatıyordu ne de güçlü bir geçmişi vardı benim zihnimde. Daha çok modern bir alışkanlık gibi duruyordu.

İlk lokmayı aldığımda garip bir nötrlük hissettim. Ne kötüydü ne de unutulmazdı. Sanki duygusu eksikti.

Defterime yazdım o an: “Bazı şeyler sadece var, ama hissettirmiyor.”

Sonra pencereye baktım. Kayseri’nin gri sabahı, içimdeki boşlukla uyumluydu.

Karabuğdayı yerken aklım tekrar o soruya takıldı. İnsanlar neden bu kadar çok isim kullanıyordu? Neden her şey bu kadar parçalıydı?

Ve yine o cümle dönüyordu zihnimde: Karabuğday ve karakılçık aynı şey midir?

Artık cevabın sadece “hayır” olmadığını hissediyordum. Daha derin bir ayrım vardı sanki.

Bir Fırın Kokusu: Geçmişe Açılan Kapı

Bir hafta sonra mahalledeki eski fırına gittim. Orası yeni açılan zincir kafeler gibi değildi. Duvarları is kokuydu, taş fırının sıcaklığı dışarıya bile vuruyordu.

Fırıncıya karakılçık ekmeği olup olmadığını sordum. Adam gözlerini kısarak bana baktı.

“Var ama az,” dedi. “Her gün yapılmaz artık.”

Ekmek elime geçtiğinde ağırdı. Sadece fiziksel olarak değil, anlam olarak da ağırdı.

İlk ısırık… O an zaman değişti.

Sanki çocukluğumda hiç yaşamadığım bir anı hatırlıyordum. İçimde garip bir sıcaklık yayıldı. Gözlerim doldu. Bu abartılı bir tepkiydi ama kontrol edemedim.

İçimden “işte bu” dedim. “Gerçek bu olabilir.”

O an karabuğday ile karakılçık arasındaki farkı sadece bir açıklama olarak değil, bir duygu farkı olarak hissettim.

İçimdeki Çatışma: Yeni Olan mı, Eski Olan mı?

Günler geçtikçe kendimi sürekli iki şey arasında gidip gelirken buldum. Bir gün karabuğday yiyor, ertesi gün karakılçık ekmeği alıyordum.

Karabuğday bana düzenli bir hayat gibi geliyordu. Sessiz, sade, modern.

Karakılçık ise eski bir hatıra gibi… Biraz kırık, biraz tozlu ama daha gerçek.

Bir gece defterime uzun uzun yazdım:

“Belki de sorun gıdada değil. Belki ben sürekli aynı şeyleri aynı sanıyorum. İnsanlar da böyle mi? Herkesi aynı kelimelerle mi tanımlıyorum?”

O gece uyumadım. İçimde garip bir farkındalık büyüyordu.

Kayseri’nin Sokaklarında Bir Yürüyüş

Bir akşam yürüyüşe çıktım. Hava soğuktu. Kayseri’nin sokakları sessizdi. İnsanlar evlerine çekilmişti.

Bir bakkalın önünde durdum. İçeriden eski bir radyo sesi geliyordu. O an düşündüm: hayat da böyle değil mi? Dışarıdan tek bir şehir gibi görünüyor ama içinde binlerce farklı ses var.

Ben de kendi içimde iki ayrı ses taşıyordum.

Biri “karabuğday yeter” diyordu. Diğeri “karakılçık unutulmasın” diye fısıldıyordu.

O an anladım ki bu sadece bir yiyecek meselesi değildi.

Hyalual ekibi olarak “Karabuğday ve karakılçık aynı şey midir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!

Bir Sorunun Bende Bıraktığı İz

Zamanla o ilk soru daha da derinleşti. Basit gibi görünen bir şey, içimde katman katman büyüyordu.

“Karabuğday ve karakılçık aynı şey midir?”

Artık bu sorunun cevabı beni tatmin etmiyordu. Çünkü öğrendiğim şey şuydu: bazı şeyler aynı değildir ve bu farklılık kötü değil, aksine gereklidir.

Karakılçık bana geçmişi hatırlatıyordu. Karabuğday ise bugünü.

Birini seçmek zorunda olmadığımı fark ettim. Ama yine de içimde bir denge arayışı vardı.

Son Isırık: Kabul Etmenin Sessizliği

Bir akşam yine karakılçık ekmeği yedim. Bu sefer acelem yoktu. Her lokmayı yavaşça çiğnedim.

İçimde ilk kez bir çatışma değil, bir kabulleniş vardı.

İnsan bazen her şeyi çözmek istemiyor. Sadece anlamak yetiyor.

Ben de anlamıştım.

Karakılçık geçmişti, karabuğday bugündü. Ve ben ikisinin arasında yaşayan biriydim.

Defterin Son Sayfasına Yazılanlar

O gece defterimi kapatmadan önce son bir cümle yazdım:

“Bazı soruların cevabı bilgi değil, histir.”

Pencereyi açtım. Kayseri’nin soğuk havası içeri doldu. İçimde ise uzun zamandır hissetmediğim bir hafiflik vardı.

Sizin İçin Seçtik: Karabuğday tam tahıl mıdır ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://madamenna.com https://acelle.com.tr https://dentbotanik.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!