Bir Kelimenin Peşinde Başlayan Gün
Merhaba Hyalual ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “TDK’ye göre maydanoz nasıl yazılır”. Hazırsanız başlayalım!
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Hava ne kadar güneşli olursa olsun, içeri sızan o ince serinlik insanın yüzüne hafif bir tokat gibi çarpar. O sabah da öyleydi. Pencereden dışarı baktığımda Erciyes’in tepesi, sanki gece boyunca bana bir şey anlatmaya çalışmış da ben anlamamışım gibi duruyordu. İçimde garip bir sıkışıklık vardı. Ne tam mutsuzluk, ne de tam huzur… İkisinin arasında, adını koyamadığım bir yer.
Günlüğümü açtım. Kalem elimde beklerken aklımda tek bir şey dönüp duruyordu: TDK’ye göre maydanoz nasıl yazılır?
İlk bakışta saçma bir soru gibi geliyor olabilir ama benim için değildi. Çünkü bazen bir kelimenin doğru yazılışı, insanın kendi içindeki karmaşayı çözmeye yarayan tek ipucu olabiliyor.
Yanlış Yazılan Kelimelerin İçimdeki Karşılığı
Çocukluğumdan beri kelimelere takıntılıyım. Annem sofraya yemek koyarken “şunu ye, vitaminli” dediği o yeşil otun adı benim için hep bir soru işaretiydi. Kimi “maydanoz” derdi, kimi “maydonoz”. Hatta mahallede biri “maydanooz” diye uzatarak söylerdi. O zamanlar gülüp geçerdim.
Ama büyüdükçe fark ettim ki kelimeler sadece yazılış değil, insanın dünyaya bakışının bir parçası.
Bugün yine aynı kelime karşıma çıktı. Kahvaltıda annem doğradığı maydanozu tabaklara serpiştirirken “şuna biraz maydanoz koyayım mı?” dedi. İçimde bir şey kıpırdadı. Sanki bu sıradan cümle, beni yıllar önce başladığım bir arayışa geri götürdü.
Günlüğüme şunu yazdım:
“Bazı kelimeler yanlış yazıldıkça bile insanın içinde doğru bir yere dokunuyor.”
Sonra durdum. Kendime sordum: Gerçekten doğru yazımı biliyor muyum?
TDK’ye Göre Maydanoz Nasıl Yazılır?
Telefonumu elime aldım. Parmaklarım biraz tereddütlüydü. Arama çubuğuna yazarken bile içimde küçük bir heyecan vardı. Sanki basit bir kelime değil de, yıllardır çözemediğim bir sorunun cevabını arıyordum.
Sonuç geldi:
“Maydanoz”
İşte bu kadar. Ne eksik, ne fazla. Nokta bile yok, süs bile yok. Sadece net bir kelime.
O an garip bir rahatlama hissettim. Sanki içimde bir düğüm çözülmüş gibi. Ama aynı zamanda hafif bir hayal kırıklığı da vardı. Çünkü insan bazen basit cevaplara hazır olmuyor. Uzun bir yolculuk beklerken, karşına tek bir kelime çıkınca içinde bir boşluk oluşuyor.
Günlüğüme bu kez daha dürüst yazdım:
“Cevap bu kadar basitse, neden içimde bu kadar büyük bir arayış var?”
Kayseri Sokaklarında Düşünmek
Evden çıktım. Sokaklar her zamanki gibi sessiz ama yaşayan bir ritme sahipti. Simitçiden yükselen susam kokusu, uzaklardan gelen otobüs sesi ve insanların aceleci adımları… Hepsi birbirine karışmıştı.
Ben yürürken hâlâ “maydanoz” kelimesini düşünüyordum. Bu kadar basit bir şey neden zihnime bu kadar takılmıştı?
Bir köşede yaşlı bir amca oturuyordu. Elinde pazar poşetleri vardı. Yanından geçerken kendi kendine mırıldandığını duydum:
“Şu maydanoz da ne bereketli ot…”
Bir an durdum. Gülümsedim. Aynı kelime, farklı bir hayatın içinde başka bir anlam taşıyordu. O an fark ettim ki kelimeler sadece doğru yazımlarıyla değil, insanların onlara yüklediği duygularla yaşıyordu.
Ama yine de içimdeki o küçük merak sönmemişti. TDK’nin netliği ile hayatın dağınıklığı arasında sıkışıp kalmıştım.
Bir Kelimenin İçimde Açtığı Boşluk
Gün boyunca zihnimden çıkmadı bu konu. Ders çalışırken, çay içerken, hatta telefona bakarken bile “maydanoz” kelimesi bir gölge gibi peşimden geldi.
Bazen düşünüyorum da, insanın en büyük sıkıntıları büyük olaylar değil. Küçük şeyler. Yanlış yazılmış bir kelime, yarım kalmış bir cümle, söylenmemiş bir söz…
Belki de bu yüzden bu kadar takılmıştım.
Akşamüstü evin balkonuna çıktım. Kayseri’nin gökyüzü o saatlerde hep turuncuya çalar. Sanki gün, bitişini kabul etmek istemez ama yine de yavaşça teslim olur.
O an kendime itiraf ettim:
“Ben aslında kelimeyi değil, kesinliği arıyorum.”
Maydanozun Bende Uyandırdığı Eski Bir Anı
Önerdiğimiz İçerik: TDK'nın yazılışı ?
Birden çocukluğuma gittim. Annem mutfakta yemek yaparken ben masanın altında oyun oynardım. O zamanlar dünya daha basitti. Kelimelerin doğru yazımı değil, nasıl söylendiği önemliydi.
Annem maydanozu doğrar, yemeğin üstüne serperdi. Ben o yeşil parçaları izlerken hayatın çok güzel bir şey olduğunu düşünürdüm.
Şimdi ise aynı kelime, bana karmaşık duygular getiriyor.
Günlüğüme yazdım:
“Büyümek, kelimelerin tadını değiştirmekmiş.”
Basit Bir Kelimenin Ağırlaşması
“Maydanoz” artık sadece bir bitki değil benim için. Bir arayışın, bir düşüncenin, hatta küçük bir iç hesaplaşmanın sembolü oldu.
TDK’ye göre doğru yazımı öğrenmek bana büyük bir bilgi katmadı belki ama içimde garip bir farkındalık bıraktı. İnsan bazen en basit şeylerde bile kendini kaybedebiliyor.
O gece uyumadan önce defterimi tekrar açtım. Sayfanın en üstüne tek bir kelime yazdım:
Maydanoz.
Altına hiçbir şey yazmadım. Çünkü bazı şeyler açıklanmaya çalışıldıkça küçülür. Sessiz bırakıldığında ise büyür.
Hyalual olarak “TDK’ye göre maydanoz nasıl yazılır” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!
Gece ve İç Sesim
Gece Kayseri’ye çöktüğünde şehir daha ağır nefes alır. Uzaklardan gelen rüzgâr sesi, sanki düşüncelerimin içinden geçiyormuş gibi hissedilir.
Yatağımda uzanırken tavanı izledim. Zihnimde hâlâ aynı kelime vardı ama artık farklı bir ağırlığı yoktu.
Kendi kendime düşündüm:
“Belki de hayat, TDK gibi net değildir. Belki de biz netlik aradıkça yoruluyoruz.”
Ama yine de o netlik bana bir şey öğretmişti. Bazen cevaplar basittir. Ama asıl mesele o cevaba neden bu kadar çok soru sorduğumuzdur.
Son Bir Bakış
Gözlerim kapanırken içimde tuhaf bir huzur vardı. Ne tamamen çözülmüş bir düğüm, ne de tamamen bitmiş bir sorgulama…
Sadece sakinleşmiş bir zihin.
“Maydanoz” kelimesi artık bir soru değil, bir hatırlatmaydı benim için. Hayatın küçük şeylerde bile insanı içine çekebileceğini hatırlatan sessiz bir işaret.
Ve o gece, uykuya dalarken son düşündüğüm şey şu oldu:
Bazen en basit kelimeler, insanın en derin hikâyesini anlatır.
Benzer Bir Yazı: Tam kusurlu kazada sigorta ne kadar öder ?