İçeriğe geç

Boşanan kadınla evlenilir mi ?

Başlangıç: Kayseri’de sıradan bir gün ve içimdeki boşluk

Hyalual takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Boşanan kadınla evlenilir mi” konusunu seven herkes için hazırlandı.

Kayseri’nin kışları her zaman sert olur, ama asıl sert olan hava değil, insanların yüzlerindeki o donuk ifade. Ben 25 yaşındayım ve çoğu zaman bunu bile yüksek sesle söyleyemeyecek kadar içine kapanık hissediyorum kendimi. Günlüğüme yazdığım satırlar dışında pek kimseye açılmam. İnsanlarla konuşurum ama içimi açmam.

O gün de sıradan bir gündü. Sabah erkenden kalktım, işe gittim, akşamüstü Erciyes’in uzak siluetine bakarak eve döndüm. Hayatımın en büyük sorusu o gün zihnime düşmeden önce hiçbir şey farklı değildi.

“Boşanan kadınla evlenilir mi?”

Bu soru bir anda ortaya çıkmadı aslında. İçimde uzun zamandır biriken şeylerin bir kırılma noktasıydı.

Onu ilk gördüğüm an

Onu ilk gördüğümde hiçbir şey düşünmedim. Sadece dikkatimi çekti. Çalıştığım küçük kitapçıya gelmişti. Sessizdi, fazla konuşmayan türden. Elinde bir roman vardı, kapağını okşar gibi tutuyordu. Sanki kitabı satın almaktan çok, ona sığınmak istiyordu.

Gözleri yorgundu ama bakışları güçlüydü. O güç beni rahatsız etti, çünkü alışık olduğum bir şey değildi. İnsanların genelde kırılgan tarafını görürdüm. Onunsa içinde kırılmasına rağmen ayakta kalmış bir şey vardı.

Kasada ödeme yaparken kısa bir an göz göze geldik. O anı unutamadım. Çünkü içimde garip bir sıcaklıkla birlikte açıklayamadığım bir huzursuzluk da doğdu.

O gün eve döndüğümde günlüğüme sadece şunu yazdım:

“Bugün biriyle karşılaştım. İçimde bir şeyler değişti ama ne olduğunu bilmiyorum.”

Gerçeği öğrendiğim o akşam

Bir hafta sonra yine geldi. Bu kez daha uzun kaldı. Kitaplar arasında dolaşırken fark ettim ki aradığı şey sadece bir kitap değil, bir yön gibiydi.

Ona yardımcı olmak için yanına gittiğimde kısa bir konuşma geçti aramızda. Kitaplardan bahsettik. Sonra şehirden. Sonra sessizlikten.

Ve sonra bir cümle söyledi, hayatımın yönünü değiştiren o cümle:

“Ben boşandım.”

Hiç dramatik söylemedi. Sadece bir bilgi gibi, saklamadan, utanmadan.

O an içimde bir şey sıkıştı. Çünkü zihnim hemen konuşmaya başladı:

“Boşanan kadınla evlenilir mi?”

Bunu ona değil, kendime sordum.

Boşanan kadınla evlenilir mi? sorusunun zihnimde yankısı

O sorunun ağırlığı garipti. Sanki bana ait değilmiş gibi görünüyordu ama toplumun bütün sesleri o sorunun içine yerleşmişti. Kayseri’de büyümüş biri olarak bazı kalıpların nasıl düşünmeden zihne kazındığını çok iyi bilirim.

Bir yanda hislerim vardı, diğer yanda büyüdüğüm çevrenin görünmez kuralları.

O gün eve döndüğümde uzun süre oturdum. Telefonu elime alıp hiçbir şey yapmadan ekrana baktım. Sonra günlüğümü açtım ve yazdım:

“Onun boşanmış olması neden bu kadar düşündürüyor beni? Yoksa beni düşündüren şey o değil, insanların ne diyeceği mi?”

Aile baskısı ve sokakların sessiz yargısı

Kayseri’de bazı şeyler konuşulmaz ama hissedilir. Aileler açık açık söylemez ama bakışlarla anlatır. Komşular yüksek sesle yargılamaz ama ima eder.

Annemin sesi kulaklarımda yankılanıyordu:

“İnsan önce kendi yuvasını kurmamış biriyle zor olur.”

Bunu kötü niyetle söylememişti. Onun dünyasında bu bir koruma cümlesiydi.

Ama benim içimdeki kadınla ilgili hisler, o cümlenin duvarına çarpıp geri dönüyordu.

Sokakta yürürken bile kafamın içinde bir tartışma vardı. Bir tarafım “bu seni ilgilendirmez” diyordu, diğer tarafım “herkes konuşur” diye fısıldıyordu.

Ve en kötüsü, hangisinin benim sesim olduğunu ayırt edemiyordum.

Kendi içimde verdiğim savaş

O günlerde kendimi ikiye bölünmüş gibi hissediyordum. Bir yanım onu tanımak istiyordu, diğer yanım geri çekilmem gerektiğini söylüyordu.

Ama her karşılaşmamızda bu savaş biraz daha zor hale geliyordu.

Çünkü o, geçmişini saklamayan biriydi. Yaralarını göstermiyordu ama inkâr da etmiyordu. Bu dürüstlük beni çekiyordu.

Bir akşam yine kitapçıya geldi. Yağmur yağıyordu. Islak saçları yüzüne yapışmıştı. İçeri girdiğinde rüzgar da onunla birlikte girmiş gibi oldu.

O an içimden geçen şey çok netti:

“Ben bu kadından uzak durmalıyım.”

Ama aynı anda başka bir şey daha hissettim:

“Ben bu kadını merak ediyorum.”

Onun hikâyesi

Zamanla onun hikâyesinin parçalarını öğrenmeye başladım. Sorarak değil, kendiliğinden anlatıyordu. Sanki anlatmadığında ağırlaşacağını biliyordu.

Sessizliği

Boşanmış olması onun sesini kısmamıştı. Ama bazı yerlerde daha çok susuyordu. Özellikle insanlar fazla soru sormaya başladığında.

Bir gün bana şöyle dedi:

“İnsan en çok anlatmak zorunda bırakıldığında yoruluyor.”

O an onu daha iyi anladığımı hissettim. Çünkü ben de çok anlatmayan biriydim.

Gücü

Onun en dikkat çekici yanı güçlü olmasıydı. Ama bu güç gösterişli değildi. Bağıran, kendini kanıtlayan bir güç değil; sessiz ama yerinde duran bir güçtü.

Hayatın onu yormuş olduğunu görebiliyordum ama kırmamıştı.

Ve bu beni hem etkiliyor hem de korkutuyordu.

Çünkü güçlü insanlar, kalbine yaklaşmayı zorlaştırır.

Yakınlaşma

Aramızdaki mesafe zamanla azaldı. Bu bir karar değildi. Sadece oldu.

Küçük anlar

Bazen aynı kitabı seviyorduk. Bazen aynı cümlede susuyorduk. Bazen sadece çay içip hiçbir şey konuşmuyorduk.

Ama o sessizlik bile doluydu.

Bir gün bana kitap verirken eline dokundum. Çok kısa sürdü ama o an zaman yavaşladı.

Eve döndüğümde o dokunuşu defalarca hatırladım.

Kalbimde değişen şeyler

Artık zihnimdeki soru değişmişti.

“Boşanan kadınla evlenilir mi?”

Yerine başka bir şey gelmişti:

“Ben onunla bir hayat kurabilir miyim?”

Ama bu soru daha korkutucuydu. Çünkü cevap vermek, sorumluluk almak demekti.

Karar anı

Bir akşam Erciyes’e karşı otururken uzun süre düşündüm. Hava soğuktu ama içimdeki sıcaklık daha baskındı.

Onu düşünüyordum. Geçmişini. Sessizliğini. Gücünü.

Ve kendi korkularımı.

Korkularım

En büyük korkum onu kaybetmek değil, onu yanlış anlamaktı. Ya da toplumun gözünden bakıp onu eksik görmekti.

Bir başka korkum ise şuydu:

Eğer onunla olursam, insanların bakışlarını taşıyabilecek miyim?

Umut

Ama bir umut vardı. İçimde sessizce duran bir şey:

Sevginin insanların etiketlerinden daha büyük olabileceği ihtimali.

O gece günlüğüme uzun süre yazdım. Kelimeler birbirine karıştı. Ama sonunda tek bir şey netti:

Onu sadece geçmişiyle değil, bugün olduğu kişiyle görmek istiyordum.

Son düşünceler

Sonraki günlerde hiçbir şey bir anda değişmedi. Hayat filmlerdeki gibi net kararlarla ilerlemiyordu. Daha çok, yavaş yavaş açılan kapılar gibiydi.

Onunla konuşmalarımız devam etti. Bazen sustuk, bazen güldük, bazen sadece yan yana yürüdük.

Ama içimdeki o soru artık beni rahatsız etmiyordu.

Çünkü artık sorunun kendisi değişmişti. Artık mesele “boşanmış bir kadınla evlenilir mi” değildi.

Mesele, insanın bir başkasını gerçekten görüp göremeyeceğiydi.

Ve ben ilk defa birini sadece geçmişiyle değil, kalbinin taşıdığı şeylerle düşünüyordum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://madamenna.com https://acelle.com.tr https://dentbotanik.com.tr Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyz