İçeriğe geç

Türkiyede kaç tane gökdelen var ?

Türkiye’de Kaç Tane Gökdelen Var? Toplumsal Yükselişin Sosyolojik Katmanları

Toplumları anlamak için bazen sokaklarına, bazen binalarına bakmak yeterlidir. Ben, bir sosyolog olarak her defasında şunu fark ederim: İnsanlar şehirleri inşa eder, ama aslında şehirler de insanları yeniden şekillendirir. Bu nedenle “Türkiye’de kaç tane gökdelen var?” sorusu yalnızca bir mimari merak değildir. Bu soru, modernleşmenin, toplumsal dönüşümün ve kültürel hiyerarşilerin yansımalarını içinde taşır.

Gökdelenler, yalnızca betondan yükselen yapılar değildir; toplumsal gücün, statünün ve bireysel hırsların sembolleridir. Türkiye’de bu yapılar, ekonomik sermayenin mekânsal izdüşümü olduğu kadar, erkek egemen yapıların ve kadın merkezli ilişkisellik anlayışlarının da sembolik bir kesişim alanına dönüşmüştür.

Modernleşmenin Dikey Yüzü: Türkiye’de Gökdelenlerin Sosyolojik Anlamı

Son verilere göre Türkiye’de 200’ün üzerinde yüksek yapı — uluslararası tanımıyla gökdelen — bulunmaktadır. İstanbul, Ankara ve İzmir bu yapıların çoğuna ev sahipliği yapar. Ancak mesele yalnızca sayılardan ibaret değildir; her bir gökdelen, toplumsal bir anlatının somutlaşmış hâlidir.

Modernleşme teorileri bize, şehirleşmenin toplumsal yapıyı dönüştürdüğünü söyler. Türkiye’de gökdelenlerin yükselişi de, kırsal yaşamdan kent merkezine doğru yaşanan dönüşümün simgesidir. Yataydan dikeye geçen bu yapılaşma, aslında toplumsal sınıflar arasındaki yeni bir “yükseklik hiyerarşisi”ni de beraberinde getirmiştir.

Kim en yüksekte yaşıyor? Kimin penceresinden şehir daha küçük görünüyor? Bu sorular artık sadece mimari değil, sosyolojik bir öneme sahiptir. Çünkü gökdelenler, sınıfsal mesafenin betonlaşmış hâlidir.

Toplumsal Cinsiyet ve Mekân: Erkeklerin Yapısal Gücü, Kadınların İlişkisel Bağları

Sosyoloji bize öğretir ki, her yapı, içinde toplumsal cinsiyet rollerini de taşır. Gökdelenler, bu anlamda erkekliğin mekânsal bir temsiline dönüşmüştür. İnşa etme, yükselme, güç gösterme gibi kavramlar; toplumda genellikle erkekliğin simgeleriyle örtüşür.

Erkekler, bu bağlamda “yapısal işlevlere” odaklanır: üretmek, inşa etmek, planlamak, sistem kurmak. Gökdelenlerin ardındaki mühendislik, ekonomi, statü arzusu tam da bu işlevsel erkeklik tanımıyla örtüşür. Her yeni bina, “daha yükseğe çıkma” arzusunun bir ifadesidir.

Kadınlar ise genellikle “ilişkisel bağlara” odaklanır: aidiyet, topluluk, duygusal süreklilik. Bu perspektiften bakıldığında, kadınların gökdelenleri yorumlayışı farklıdır. Onlar için bu yapılar, çoğu zaman yalnızlaşmanın, mesafelerin ve bireysel izolasyonun sembolüdür.

Toplumsal cinsiyet sosyolojisi açısından bu durum çarpıcıdır. Erkekler gökdelenleri “başarı” olarak görürken, kadınlar aynı yapıları “kopuş”un göstergesi olarak okuyabilir. Bu iki farklı bakış, şehirdeki yaşam pratiklerine de yansır:

– Erkekler yüksek ofis katlarında “iş” üretirken,

– Kadınlar ev içinde “bağ” üretirler.

Bu fark, toplumsal yapının dikey ve yatay katmanlarını oluşturan görünmez sınırları belirler.

Kültürel Pratikler ve Gökdelenin Simgesel Rolü

Türkiye’de gökdelenlerin yükselişi, kültürel anlamda Batılılaşma eğilimiyle paralel ilerlemiştir. Ancak bu süreç yalnızca mimari değil, aynı zamanda değerler sisteminde de bir değişimi beraberinde getirmiştir.

Gökdelenler, “yükseklik” fikrini başarı, prestij ve modernlik kavramlarıyla ilişkilendirirken; geleneksel kültür, “alçakgönüllülük” ve “toprağa bağlılık” değerlerini ön plana çıkarır. Bu ikili karşıtlık, Türkiye’deki kültürel dönüşümün merkezindedir.

Kültürel sosyolojiye göre, her toplum kendi mimarisinde kendini yeniden üretir. Gökdelenlerin sayısının artması, aslında Türkiye’nin sosyolojik olarak dikeyleştiğini, yani “yukarı çıkma” idealiyle yaşadığını gösterir. Ancak bu yükseliş, bazen toplumsal bağların zayıflaması pahasına gerçekleşir.

Toplum artık yatay dayanışmalardan — mahalle, komşuluk, kolektif üretim — uzaklaşırken, bireysel yükselme hedefleri ön plana çıkmıştır. Gökdelen, bu kültürel dönüşümün fiziksel formudur.

Bir Gökdelen Gibi Toplum: Kat Kat Ayrı, Ama Aynı Gökyüzünün Altında

Türkiye’deki gökdelenlerin sayısını bilmek, toplumu anlamak için bir başlangıç olabilir. Ama asıl soru şudur: Biz bu gökdelenlerin neresindeyiz? Hangi katta yaşıyoruz, hangi pencereden bakıyoruz?

Bu sorular bizi sosyolojik bir farkındalığa davet eder. Çünkü toplum da tıpkı bir gökdelen gibidir — farklı katlarda, farklı hayatlar yaşanır; ama herkes aynı temel üzerinde durur.

Belki de asıl mesele, “kaç tane gökdelen var” değil; “bu gökdelenlerin arasında nasıl bir toplum yükseliyor?” sorusunu sormaktır.

Okuyucuya sormak isterim:

– Sizce toplumumuzun gökdeleni kaç katlı?

– Ve biz, birbirimize ne kadar yakın ya da ne kadar uzak katlarda yaşıyoruz?

#sosyoloji #toplumsalcinsiyet #modernleşme #gökdelen #şehirleşme #kültüreldönüşüm #toplumsalyapı #kadınvetoplum #erkeklik

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyzsplash