İçeriğe geç

Erkek eve bakmak zorunda mı ?

Bir hikâye anlatmak istiyorum bugün. Hani bazı hikâyeler vardır ya, aslında hepimizin evinden, kalbinden bir parça taşır… İşte öyle bir hikâye bu. Çünkü mesele yalnızca “erkek eve bakmak zorunda mı?” sorusu değil — mesele, bir evin neyle ayakta kaldığını anlamak.

Bir Ev, Bir Söz, Bir Sorumluluk

Ali, sabahın erken saatinde sessizce kalktı. Eşi Elif hâlâ uyuyordu. Mutfaktan gelen çay kokusuna karışan sabah ışığı, mutfağın duvarında huzurlu bir tablo çiziyordu. Ali, aynaya bakarken kendi kendine sordu: “Gerçekten, eve bakmak sadece benim görevim mi?”

Elif yıllardır evden freelance çalışıyordu; bazen yazılar yazar, bazen çeviri yapardı. Ali ise bir şirkette mühendis olarak çalışıyordu. Aylardır zam bekliyordu ama patronu hep “sabret” diyordu. O sabah aynadaki yansımasında yorgun bir adam değil, içinde çelişkilerle dolu bir insan gördü.

Bir Yük Değil, Bir Paylaşım

Elif kahvaltı masasına oturduğunda, Ali’nin sessizliğini fark etti. “Bir şey mi oldu?” diye sordu. Ali önce sustu, sonra içini döktü: “Bazen düşünüyorum… Erkek her zaman kazanan, taşıyan, koruyan olmak zorunda mı? Yorgunum, Elif. Sanki sadece ben taşıyormuşum gibi geliyor.”

Elif başını eğdi, gözleri doldu. “Biliyor musun Ali,” dedi, “ben de bazen aynı şeyi hissediyorum. Sanki benden hep duygusal yükleri taşımam bekleniyor. Senin ‘nasılsın?’ deyişini bekliyorum, ama sen hesap yaparken ben duyguların içindeyim.”

O anda aralarındaki sessizlik, bir suçlama değil, bir farkındalığın başlangıcıydı. Çünkü mesele “eve kim bakacak?” değil, “bu evi birlikte nasıl güçlü kılacağız?” sorusuydu.

Farklı Düşünceler, Aynı Evin Duvarları

Ali çözüm odaklıydı. “Bir plan yapalım,” dedi. “Ben biraz freelance iş alırım, senin yükün azalır.” Elif ise kalpten gelen bir sıcaklıkla gülümsedi. “Belki de plan değil, anlayış gerek. Ev sadece maddi bir alan değil; burada sevgi, güven, paylaşım da var.”

O gün, kahvaltıdan sonra birlikte bulaşıkları yıkadılar. Basit bir an ama derin bir anlam taşıyordu. Çünkü bazen bir evin direği para değil, karşılıklı anlayıştır. Erkek çözüm üretir, kadın duyguları onarır — ama birbirini dinlemeden bu denklem eksik kalır.

Erkek Eve Bakmak Zorunda mı?

Belki de soru yanlış. Erkek eve “bakmak” zorunda değil; ama herkes evine “katkı” sunmak zorunda. Bu katkı, sadece maaşla değil, sevgiyle, ilgiyle, emekle olur. Günümüz dünyasında roller değişiyor. Kadınlar ekonomik özgürlük kazanıyor, erkekler duygusal farkındalık geliştiriyor. Bu dönüşüm, bir kriz değil; yeni bir denge doğuruyor.

Evin temeli artık yalnızca erkeğin omzunda değil, iki insanın kalbinde duruyor. Ali ve Elif’in hikâyesi bunu anlatıyor. O akşam birlikte televizyon izlerken, Elif başını Ali’nin omzuna koydu. “Biliyor musun,” dedi, “seninle bu evin sadece yükünü değil, hikâyesini de paylaşmak güzel.”

Ali gülümsedi. “Benim için önemli olan da bu zaten,” dedi. “Ev değil, beraberlik.”

Birlikte Olmanın Gücü

Bugün birçok erkek, “eve bakmak zorundayım” baskısı altında eziliyor. Birçok kadın da “evin duygusal yükünü ben taşıyorum” diyor. Oysa evlilik ya da birliktelik bir yarış değil, bir uyum alanıdır. Kimsenin tek başına taşıması gerekmez; çünkü gerçek güç paylaşmaktan gelir.

Erkek, eve bakmak zorunda değil — ama bir eve kalpten bağlı olmayı unutmamalı. Kadın, evin içinde görünmez bir emek veriyor olabilir — ama o emeğin değerini birlikte büyütmek gerekir. Maddi gücün yanında, manevi desteğin de payı büyük.

Son Söz: Evi Ayakta Tutan Sadece Para Değil

Bir evin duvarlarını para örer ama sıcaklığını sevgi verir. Belki de asıl mesele “kim bakıyor?” değil, “kim gerçekten görüyor?” sorusudur. Erkekler ve kadınlar, birbirini anlamayı öğrendikçe evler daha huzurlu, hayatlar daha dengeli olur.

Ve belki de, evin direği olmanın anlamı tam da budur: Birbirini yük olarak değil, destek olarak görebilmek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
elexbet yeni giriş adresibetexper.xyzsplash