Sizi Hyalual’da “Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.
Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında İçimde Büyüyen Merak
Kayseri’de yaşamak bana hep tuhaf bir dinginlik verdi. Bir yandan sert rüzgârlar, bir yandan insanın içine işleyen sessizlik… 25 yaşındayım ve çoğu zaman kendimi şehrin gri sokaklarında yürürken düşüncelerime gömülmüş halde buluyorum. Günlük tutmayı seviyorum; bazen bir olay, bazen bir bakış, bazen de sadece içimde kalan bir soru satırlara dökülüyor.
Son günlerde zihnime takılan bir isim var: Orhan Şen Emniyet Müdürü. Bir haberin içinde görmüştüm önce, sonra sosyal medyada birkaç yorumda karşıma çıktı. En çok aklımda kalan soru ise şu oldu: Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli?
Bu soru basit gibi duruyordu ama içimde garip bir şekilde büyüyordu. Sanki sadece bir memleket bilgisinden fazlasını öğrenmek istiyordum. İnsanların nereden geldiği, nasıl bir hayat yaşadığı, onları nasıl bir karaktere dönüştürdüğü hep ilgimi çekmiştir.
Bir Kahvehanede Başlayan Hikâye
Geçen hafta Cumhuriyet Meydanı’na yakın küçük bir kahvehaneye oturmuştum. Cam kenarında, dışarıyı izleyerek çayımı yudumluyordum. Yan masada iki orta yaşlı adam hararetli bir şekilde konuşuyordu. Konu yine şehirdeki güvenlik, son zamanlarda yapılan denetimler ve yeni atanan emniyet müdürüydü.
İçlerinden biri yüksek sesle sordu:
“Orhan Şen Emniyet Müdürü nereliymiş biliyor musun?”
Diğeri omuz silkti.
“Bilmiyorum ama sert adam diyorlar.”
O an kalemim elimde donup kaldı. Sanki o soru bana sorulmuş gibi hissettim. İçimde açıklayamadığım bir merak büyüdü. Defterimi açtım ve o cümleyi aynen yazdım:
“Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli?”
O satırı yazarken içimde garip bir huzursuzluk vardı. Sanki bir insanın geçmişini bilmeden onunla ilgili fikir yürütmek eksik kalıyordu.
İçimdeki Sorgulama
Eve döndüğümde uzun süre pencerenin önünde oturdum. Kayseri’nin gece ışıkları uzaktan titrek görünüyordu. Dışarıda hafif bir kar serpiştiriyordu ve bu manzara beni her zaman olduğu gibi yine geçmişe götürdü.
Kendi hayatımı düşündüm. Nereden geldiğimi, nereye gittiğimi, ne olmak istediğimi…
Sonra tekrar o soruya döndüm: Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli?
Bu sadece bir biyografi sorusu değildi artık benim için. İnsanların köklerini bilmenin, onları anlamak için bir kapı açtığını düşünmeye başlamıştım. Belki de bu yüzden merakım büyüyordu. Bir insanın memleketi, onun bakışını, kararlarını, hatta sessizliğini bile etkileyebilirdi.
Defterime yazmaya devam ettim:
“İnsanları anlamak istiyorum ama sadece yaptıklarıyla değil, nereden geldikleriyle de…”
O cümleyi yazarken içimde bir şeylerin çözülmeye başladığını hissettim.
Şehirle İnsan Arasında Görünmeyen Bağ
Kayseri’de büyümek bana insanları gözlemlemeyi öğretti. Burada herkesin bir hikâyesi var ama çoğu hikâye yarım anlatılıyor. Kimse her şeyi söylemiyor, herkes biraz eksik kalıyor.
Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli sorusu zihnimde dönerken, aslında kendi şehrimi de sorguluyordum. Bir emniyet müdürünün geçmişi neden bu kadar merak edilir? Çünkü insanlar güven duygusunu kişisel hikâyelerle bağdaştırır. Birinin nereli olduğunu bilmek, onu daha “tanıdık” yapar.
Ama sonra kendime kızdım. Belki de bu sadece bir alışkanlıktı. İnsanları kategorilere ayırma çabası.
Yine de içimdeki merak sönmedi.
Bir Gece Yürüyüşü ve Düşünceler
O gece dışarı çıktım. Soğuk hava yüzüme çarptığında zihnim biraz berraklaştı. Kulaklığımı takmadım, çünkü düşüncelerimi duymak istiyordum.
Yolda yürürken insanların yüzlerine baktım. Kim bilir kim nereden gelmişti? Kim hangi şehirde doğmuş, hangi sokaklarda büyümüştü?
Bir anda kendi kendime sordum:
“Ben neden bu kadar Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli diye düşünüyorum?”
Cevabı hemen bulamadım. Belki de bu soru aslında benim hayatımda eksik olan bir şeyin yansımasıydı. Belki yönsüzlük hissi, belki de bir yere ait olma ihtiyacı…
O an içimde hafif bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü bazı soruların cevabını bulmak, onları düşünmek kadar tatmin edici olmuyordu.
Geçmişe Açılan Küçük Bir Kapı
Ertesi gün annemle kahvaltı yaparken konu yine dolaylı yoldan aynı yere geldi. Televizyonda güvenlik haberleri vardı. Ekranda yeni emniyet müdürlerinden bahsediliyordu.
Annem çayını karıştırırken sordu:
“Bu Orhan Şen Emniyet Müdürü nereliymiş, duydun mu?”
Kalbim bir an hızlı attı. Sanki günlerdir zihnimde dolaşan şey bir başkasının ağzından da çıkınca daha gerçek olmuştu.
“Bilmiyorum anne,” dedim. “Ama merak ediyorum.”
Annem başını salladı.
“İnsan görevini iyi yapsın da nereli olduğu çok önemli değil.”
O cümle içimde yankılandı. Haklıydı belki de. Ama ben yine de içimdeki merakı susturamıyordum.
Kendimle Yüzleşme
O gün defterime uzun uzun yazdım. Kendime dürüst olmaya çalıştım.
Aslında Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli sorusu, bir kişiden çok daha fazlasıydı. Bu soru, benim insanlara yaklaşımımı, onları anlamaya çalışma biçimimi temsil ediyordu.
Bazen bir insanı tanımak için onun hikâyesini bilmek isteriz. Ama belki de asıl mesele hikâyeyi değil, insanı olduğu gibi görebilmektir.
Yine de içimde bir eksiklik hissi vardı. Sanki geçmişi bilmeden bir fotoğrafın sadece yarısını görüyormuşum gibi…
Umut, Merak ve İçimde Kalan Sessizlik
Günler geçtikçe bu düşünce benimle yaşamaya devam etti. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, ders çalışırken, hatta uyumadan önce bile aklıma geliyordu.
Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli?
Bu soru artık sadece bir bilgi arayışı değildi. İçimde bir tür sembole dönüşmüştü. İnsanların köklerini merak etmenin, aslında kendini anlamaya çalışmak olduğunu fark etmeye başlamıştım.
Bir akşam defterimi kapatmadan önce son bir cümle yazdım:
“Belki de insanları değil, kendimde eksik kalan parçaları arıyorum.”
O cümleyi yazarken içimde hafif bir umut hissettim. Çünkü bazen soruların cevabı bulunmaz, ama o sorular insanı değiştirir.
Son Düşünceler
Okumaya Değer: Oradaki ki nasıl yazılır ?
Şimdi geriye dönüp baktığımda, Orhan Şen Emniyet Müdürü nereli sorusunun bende yarattığı etkiyi daha net görüyorum. Bu basit görünen merak, beni kendi içime doğru bir yolculuğa çıkardı.
Kayseri’nin soğuk gecelerinde, kahvehanelerin loş ışığında, evin sessiz odasında hep aynı şeyle yüzleştim: İnsanları anlamak isteği.
Ve belki de en önemlisi, kendimi anlamak isteği.
Bu hikâye bir cevap bulmaktan çok, bir sorunun insanı nasıl dönüştürebileceğini gösterdi bana.