Egzama için klorlu su iyi gelir mi?
İzmir’de yaz sıcağı diye bir şey var ya… Hani “hava sıcak” denmez, “hava beni kişisel olarak hedef almış” denir. Bir de üstüne egzama varsa, hayat bazen küçük bir dram dizisi gibi oluyor ama bölüm sonlarında komik sahneler de eksik olmuyor.
Ben 25 yaşında, İzmir’in nemiyle barışmaya çalışırken egzamayla da “pasif agresif ilişki” yaşayan biriyim. Dışarıdan bakan “çok da bir şey yok ya” der ama içeride durum şöyle:
— Kaşıntı
— “Kaşımayayım” direnci
— 3 saniye sonra otomatik kaşıma
— Pişmanlık
— Tekrar kaşıma
Ve bu döngü, Netflix dizisi gibi sezonlarca devam ediyor.
İşte tam böyle bir hayatın ortasında, bir gün biri çıkıp diyor ki:
“Egzama için klorlu su iyi gelir mi?”
O an beynimdeki ses:
“Evet ya, kesin çözüm havuz kimyası… Daha önce hiç yanmamış gibi davran.”
Klorlu su ve egzama: umudun havuz kenarındaki hali
Klorlu su deyince akla ilk gelen şey genelde yaz tatili, şezlong, güneş yağı ve havuz kenarında abartılı kahkahalar oluyor. Ama egzamalı biri için durum biraz daha… stratejik.
Benim hikâyem şöyle başladı:
Arkadaş:
— Kanka havuza gir, iyi gelir diyorlar egzamaya.
Ben:
— Kim diyor?
Arkadaş:
— İnternette yazıyordu.
İnternet dediği şey bazen “her hastalığa sarımsak sür” diyen bir büyü kitabı gibi olduğu için biraz şüpheyle yaklaştım ama yine de denedim. Çünkü egzama varsa mantık değil, umut çalışır.
Havuzun ilk teması: “Bu mu iyi gelecek?” anı
Havuza girdim. İlk 10 saniye:
— Serinlik
— Rahatlama
— Hayat güzel
11. saniye:
— Hafif yanma hissi
12. saniye:
— “Bu normal mi?”
13. saniye:
— “Ben neden buradayım?”
Sonra klasik iç ses devreye giriyor:
“Belki de klor egzamayı kurutuyordur… Belki de bu acı, iyileşmenin dansıdır…”
Ama gerçek hayat o kadar şiirsel değil tabii.
Egzama için klorlu su iyi gelir mi yoksa sadece efsane mi?
Şimdi biraz ciddileşelim ama fazla değil, çünkü egzama zaten yeterince ciddi.
Klorlu suyun egzama üzerindeki etkisi kişiden kişiye değişir. Bazı insanlarda bakterileri azaltarak cildi rahatlatabilir, bazı insanlarda ise tam tersi şekilde cildi daha da kurutup kaşıntıyı artırabilir.
Benim cildim genelde şu kategoride:
“Ne yapsan biraz dramatize ederim.”
Havuzdan çıktıktan sonra durum şöyleydi:
— Cilt: “Beni neden böyle bıraktın?”
— Ben: “Ama serindi…”
— Cilt: “Serinlik güzel ama ben artık karton gibi oldum.”
O an anladım ki mesele sadece “klorlu su iyi mi kötü mü” değil. Mesele, cildin karakteri.
İzmir sıcağı + klor + egzama = mini hayat krizi
İzmir’de yazın zaten herkes bir şekilde terliyor, yapışıyor, “ben eridim” moduna giriyor. Egzama varsa bu kombinasyon biraz daha yaratıcı hale geliyor.
Bir gün sahilde arkadaşlarla oturuyoruz. Ben kaşınıyorum, ama “cool görünmeye çalışarak kaşınma” tekniği geliştiriyorum.
Arkadaş:
— Kaşınıyor musun?
Ben:
— Hayır… sadece… cildim dans ediyor.
İç ses:
“Kaşınıyorsun kardeşim, resmen breakdance yapıyorsun.”
Sonra konu tekrar dönüyor:
— Egzama için klorlu su iyi gelir mi?
Ben:
— Eğer iyi geliyorsa neden ben her havuzdan çıktıktan sonra kurumuş üzüm gibi oluyorum?
Klorlu suyun iki yüzü: temizlik ve isyan
Klor aslında bakterileri öldürmek için kullanılıyor. Yani teknik olarak “temiz bir ortam” sağlıyor. Ama egzamalı cilt bazen bu temizliği biraz fazla kişisel algılıyor.
Benim cilt bunu şöyle yorumluyor:
“Teşekkürler ama ben biraz doğal kaşınma hakkımı kullanmak istiyordum.”
Ve sonra başlıyor kuruluk, gerginlik, o meşhur “cildim bir numara küçük gelmiş kıyafet gibi” hissi.
Egzama ile yaşayan birinin havuz psikolojisi
Egzamalı biri için havuz sadece yüzme alanı değildir. Aynı zamanda strateji alanıdır.
Havuza girmeden önce yapılan iç konuşma:
— Çok uzun kalma
— Çıkınca hemen duş al
— Kaşınma gelirse dramatize etme
— İnsanların yanında kaşınma krizine girme
Ama gerçek:
Havuza girersin
10 dakika sonra unutursun
30 dakika sonra hayat güzeldir
Çıkınca her şey geri gelir
Ve o noktada şu soru tekrar doğar:
“Egzama için klorlu su iyi gelir mi, yoksa ben yine romantize mi ediyorum?”
Duş sonrası gerçekler: klorun ikinci perdesi
Havuzdan çıktım. Duş aldım. Normalde duş rahatlatır değil mi?
Egzama varsa duş bazen şöyle çalışır:
— İlk 2 dakika: rahatlama
— 3. dakika: hafif kuruluk
— 5. dakika: “ben neden kuruyorum?”
— 10. dakika: cilt hafif drama başlatır
Duş sonrası aynaya bakıyorum:
Ben:
“Fena değil…”
Cilt:
“Biz konuşacağız.”
Kendi kendine teşhis koyma dönemi
Egzama yaşayan herkes bilir. Google doktorluğu diye bir şey var.
— Klor egzamaya iyi gelir mi?
— Deniz suyu mu havuz mu?
— Duş kaç dakika olmalı?
— Cildim bana neden küs?
Bu sorular gece 02:00’de daha felsefi bir hal alır.
İzmir gecesi + telefon ekranı + kaşınan cilt = varoluşsal kriz üçgeni.
Klorlu su gerçekten yardımcı olabilir mi? (İnsan deneyimi versiyonu)
Şimdi dürüst olalım. Klorlu su bazı durumlarda cildi temiz tutmaya yardımcı olabilir ama egzama söz konusu olduğunda bu iş “herkese aynı ilaç” gibi çalışmaz.
Benim deneyimim:
— Bazen iyi geliyor gibi
— Bazen “neden yaptım bunu” dedirtiyor
— Bazen de nötr
Yani klorlu su egzama için ne mucize ne de düşman. Daha çok “ruh hali değişken arkadaş” gibi.
Hani şu tip insanlar vardır:
— Bir gün çok iyi
— Bir gün çok mesafeli
— Bir gün neden konuştuğunu anlamazsın
Klorlu su da egzama için biraz öyle.
İzmir’de egzama + yaz + sosyal hayat üçgeni
Arkadaşlarla denize gidiyoruz.
Herkes:
— “Deniz iyi gelir ya”
Ben:
— “Cildimle pazarlık yapmam gerekiyor önce”
Denize giriyorum, çıkıyorum, güneş, tuz, sonra duş… Derken günün sonunda cilt şöyle diyor:
“Bugün çok deneyim yaşadık, biraz mola veriyorum.”
Ve ben yine aynı soruya dönüyorum:
“Egzama için klorlu su iyi gelir mi yoksa ben sadece yaz tatilini romantize mi ediyorum?”
Kısa cevap hissi ama uzun gerçek
Kısa cevap arıyorsan:
— Bazı insanlarda yardımcı olabilir
— Bazılarında kuruluk ve tahrişi artırabilir
— Cildin tepkisi belirleyici olur
Ama uzun cevap şu:
Her cilt kendi karakterine sahip. Benimki biraz “duygusal sanatçı” gibi. Azıcık şeyde bile tepki veriyor.
Egzama ile yaşamayı öğrenmek: klordan daha büyük mesele
Bir süre sonra şunu fark ediyorsun:
Sorun sadece klor değil.
— Hava
— Stres
— Uyku
— Su sıcaklığı
— Hatta bazen kıyafetin etiketi bile
Egzama biraz “hayat detaylarına aşırı hassasiyet” gibi.
Bir gün tişört etiketi bile bana şunu dedirtti:
“Beni neden rahatsız ediyorsun?”
Cevap yok tabii.
İç sesle barışma süreci
Artık kendimle konuşmayı bıraktım diyemem ama en azından daha az kavga ediyorum.
İç ses:
— Kaşıma
Ben:
— Kaşımayacağım
İç ses:
— Emin misin?
Ben:
— %70 eminim
İç ses:
— O zaman %30 felaket geliyor
Son düşünce: klorlu su bir çözüm mü, yoksa sadece bir deney mi?
Egzama için klorlu su iyi gelir mi sorusu aslında tek başına bir “evet/hayır” sorusu değil.
Daha çok şöyle bir şey:
“Ben bu ciltle ne yapıyorum ve neden her su deneyimim bir karakter gelişimi bölümü gibi?”
Klorlu su bazen işe yarar, bazen yaramaz, bazen de sadece hayatına küçük bir yanma efekti ekler.
Ama en önemlisi şu:
Cildini tanımak, sınırlarını bilmek ve her yeni “mucize öneriye” hemen atlamamak.
Çünkü İzmir sıcağı bile bazen yeterince deneyimliyken, cilt ekstra macera istemeyebilir.
İlgili Yazımız: Nötrofil yüzdesi düşüklüğü için ne iyi gelir ?